Üreterek Kurtulmak !!!
Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Tamer Özer

Tamer Özer

Üreterek Kurtulmak !!!

30 Kasım 2018 - 20:13 - Güncelleme: 01 Aralık 2018 - 09:15
  • Reklam

Türkiye son 15 yılda inşaat üzerinden alt yapı ve konut yatırımı ile her yıl yüzde 5 civarında büyüyerek müthiş bir ivme yakaladı.Türkiye ulaştırma alanında yaptığı yatırımlar ile karayolu,demiryolu, havayolu ile ülkeyi baştan başa birbirine bağladı. Aslında Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan alt yapı yatırımlarından sonra bu yapılan en büyük hamleydi.                                                                              15 yıl boyunca herkes kazandı, toplumda genel bir refah artışı oldu. Yapılan yanlış ise bu büyümenin üretim yerine tüketime yönlendirmekte yapılan zaaflar oldu. Yapılan hatalardan en önemlisi ise 'düşük kur' politikası ile enflasyonu kontrolde tutmak için içerde üretici baskılandı.

Gelinen bu noktada dünyada para arzında yaşanan gelişmeler, Amerika'nın dolaşımdaki doları, faiz yükselterek geri çağırma projeleri bizim gibi ülkeler içinde sıkıntı yarattı. Yılda yaklaşık 40 milyar usd dış açık veren Türkiye, 2018 yılından itibaren finansman bulmakta zorlanmaya başladı. Bu sefer de günü gelen ödemeler ve ithalat için dövizi  yurt içinden karşılamak zorunda kalınca döviz fiyatları yükselişe geçti. Yükselen döviz fiyatları, enflasyonu oda faizleri tetikledi. Vatandaşların düşen geliri kredi kartlarının ödemelerini karşılamaya yetmeyince de iç talep de daralma yaşandı. Konkordato ilanları ile ekonomik bir kriz ile başbaşa kaldık...

Şimdi yol ayrımındayız...

Burada bir tespitte daha bulunmak isterim, biz ülke olarak bazı hatalar yapmış olsak da olayın birde dış gücler tarafından  oynanan oyun bölümü varki o daha ilginç...

Ülke finans piyasalarında yaratılan bilgi kirliliği ile dövizin bir alış veriş aracı olmaktan çıkarılıp yatırım aracı olarak  kabul  görmesi sağlandı. Şu anda ülke bankalarındaki mevduatın % 48'i yabancı döviz olarak  yatıyor. Yani halkımız, yabancı ülkelere kredi verecek kadar zengin. Biz paramızı bankalarda döviz olarak tutuyoruz, devletimizde yabancılara borc alabilmek için faiz ödüyor.

Son 15 yılda yönlendirme ile yaptırılan yanlış eğitim politikaları ile köy okullarının kapatılması  ve  taşımalı sisteme geçilmesi kırsaldan kente göçü körükledi. Üreten köylüler, çocuklarının yollarda yaşadığı zor şartlar nedeniyle ilçe ve kentlere taşındı. 2000'li yıllardan bu yana köy nüfusu yaklaşık olarak  10 milyon eksildi. Komşu ülke Yunanistanın nüfusunun 11 milyon civarında olduğunndan hareketle aslında nasıl bir hatanın yapıldığı da ortada.

İlginç olan bir diğer konuda ülke içinde yaratılan  yabancı hayranlığı ve lüks tüketim talebi ile vatandaş borçlandırıldı.2000'li yıllarda nüfusun % 25'i borçlu iken  borçlanan nüfusun oranı %70'leri ulaştı. Lüks tüketim o kadar körüklendiki son on yılda sadece cep telefonuna harcana para 30 milyar dolara ulaştı. Halbuki 100 amerikan doları civarına üretilebilen kaliteli bir cep telefonuna  500-1000 amerikan doları ödemek için yarıştık. 

Bu devir bitti.

Ülke olarak  bu girdaptan üreterek çıkmak zorunda, düşük kur, lüks tüketim, borç batağından artık uyanmak zorundayız...Bu ülkenin %75'i tüketiyor, nüfusun sadece %20'si sanayide,%5'i tarımda üretime katılıyor. Toplum olarak üretmeden, tüketerek yaşamak kolayımıza geldi. 

Şimdi bu bankalarda 180 milyar tutanlara bir daha söylüyorum...Bu paraları bozmadığınız sürece, ekonomi daha da daralacak...Bu dövizleri bozup, üretime sokmak zorundayız...
Herkesin yatırımcı olması imkansız, halkımız tasarruf etmeli, tasaruflarını  bankalara vadeli mevduat olarak yatırılmalı, o paralar, teşviklerle üretime girmeli..Ancak bu kez hata yapmamalı. bu kredileri tüketime değil, sanayi üretimine, özelikle tarım ve hayvancılığa dayalı ihracata destek olarak kullanmalıyız.


Kurtuluş ÜRETİM...

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar