Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Psikolog Fatime Erçağ

Psikolog Fatime Erçağ

Kendimce

"Cumhuriyetimize Sahip Çıkma Bilinciyle Kadın Hakları Günü Kutluyoruz"

05 Aralık 2020 - 15:13

Bugün, 5 Aralık 2020, 86 yıl önce Türk Kadınının Seçme ve Seçilme Hakkını kazandığı gündür. Kadınıyla erkeğiyle tüm ulusumuza kutlu olsun. Dünyadaki pek çok ülke kadınından daha önce bizlere siyasi haklarımızı kazandıran büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemâl Atatürk'e saygıyla ve Cumhuriyetimize sahip çıkma bilinciyle günümüzü kutluyoruz.

 Kuşkusuz, siyasi ve toplum yaşamının her alanında haklarımızı kazanmamız,  1923'te Cumhuriyetin kurulması ile birlikte olmuştur. 1930'lu yıllardan başlayarak önce muhtarlık ve belediye meclisi seçimlerinde tanınan bu hak, 5 Aralık 1934'de Türkiye Büyük Millet Meclisine Milletvekili seçme ve seçilme hakkıyla tamamlanmıştır.

Yüzlerce yıllık yerleşmiş önyargı ve köhnemiş tutumlar nedeniyle, o günlerin meclisinde zaman zaman şiddetli tartışmalar ve itirazlar da yaşanmış, ancak sonunda sağduyu galip gelmiş ve kadın-erkek eşit hak ve sorumluluklara sahip yurttaşlar olarak tüm haklarımız anayasal güvence altına alınmıştır.

Zaman zaman haklarımızın bize 'hazırca verildiği ve değerini bilmediğimiz' gibi söylemler duyarız. Bu tümden yanlış bir görüştür. Çünkü tarih sahnesine ilk çıktığından bu yana Türk kadını, her zaman ve her alanda erkeğiyle yan yana duran ve yöneten bir birey olmuştur.    Cumhuriyetimizden önce kadının birey ve toplumsal haklarında gerileme yaşanan yüzlerce yıllık karanlık dönemler de görülmüştür. Ancak, özgürlük ve bağımsızlık ruhunu taşıyan kadın önderlerin mücadeleleriyle bu karanlıklar aşılmıştır. Yakın tarihimize bakalım kısaca.

Türkiye’de kadın hareketi, Meşrutiyet devrimleri ve 1. Dünya savaşı ile başlamış, Ulusal Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyet Devrimi ile sürmüştür. Cephede savaşan, cephe gerisinde her işe yetişen, alanlarda mitingler düzenleyen, kürsülere çıkan, dernekler kuran, dergiler çıkaran Türk kadını, kendi kurtuluşunu ulusun kurtuluşu ile birleştirmiş ve geleceğini böyle kurmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de bunu gördüğü için, Türk kadınına güvenerek ve büyük bir inançla mecliste kadın hakları için mücadele vermiştir.

İşte bu nedenle bu hakların Türk kadınına hazırca verilen ve bağışlanan bir lütuf olmadığını söylüyoruz. Tersine, bu haklarını aklıyla, özverisiyle ve emeğiyle oya gibi işleyerek kazanmıştır Türk kadını. Dolayısıyla Türk Devrimi aynı zamanda kadının kurtuluş devrimidir ve bugüne dek elde edilen siyasi haklarımızın öncüllerini yaratmıştır.

Ne yazık ki 1950’lerde başlayan bozulma ve 1980 sonrasında gelişen küresel emperyalist saldırı sonucu Atatürk Devrimlerinden adım adım uzaklaşılmıştır. Kadın hareketi de bundan etkilenerek yozlaşmış, neoliberalizmin ideolojik egemenliği altına girmeye başlamıştır. Bağımsızlık, milliyetçilik, aile ve benzeri kavramlar öcüleştirilmiş, ulus devlet düşmanlığı körüklenmiş, özgürlükler ters yüz edilerek ortaçağ ilişkileri hortlatılmış, üretim yerine tüketim pompalanmış, erkek baş düşman ilan edilmiş, kısaca Cumhuriyet değerlerine ihanet alıp başını gitmiştir.

Ancak bizler Türk Devrimini koruyup, ileriye götürmeye söz verdik ve sözümüzü tutmak üzere görevimizin başındayız. Bugün de bu kutlu görevde en önde yer alan, evlatlarını Amerikan emperyalizminin taşeronu PKK terör örgütünün elinden kurtarmak için mücadele veren Diyarbakır Analarımızı selamlıyor ve onlarla omuz omuza vatan mücadelemizi sürdürüyoruz.                                                                                                                                                                                                                              

Bizleri her bakımdan eşit yurttaş yapan Cumhuriyetimizin kurucusu büyük devrimci önderimize ve bu uğurda fedakârca mücadele eden tüm kahramanlarımıza minnet ve saygıyla kadın erkek tüm yurttaşlarımızı Türk Devrimini koruma görevine çağırıyoruz...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum