RUHUN GIDASINA HORMON KARIŞTIRANLAR!..
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Konuk Yazar: Şükrü Özkeçeci

Konuk Yazar: Şükrü Özkeçeci

Baki Kalan Bu Kubbede

RUHUN GIDASINA HORMON KARIŞTIRANLAR!..

28 Eylül 2019 - 16:57

Adımız tek başına özel bir kimlik kazandırmaz.
Aynı adı taşıdığımız yüzlerce binlerce kişiden birisiyizdir sadece.

Ne zaman ki; yanına soyadımızı ekleriz, işte o an kimliğimiz ortaya çıkar. Kim olduğumuzu ifade edebiliriz.

Demem şu ki; kimliğimiz, babamızla atamızla şekillenir.
Aidiyet olmadan kimlik olmaz.
Aidiyetinin idrakinde olamayanlar ise başka aidiyetlere ait olurlar. Ne kadar olabilirlerse?!..
 
Her konuda olduğu gibi sanatta da aidiyeti önemsemeyenlerin, yaptıkları sanatı kimlik erozyonuna uğratmaları kaçınılmazdır.
Elbette ki köşemiz “musıki köşesi”. Bu yazımız da; ruhun gıdasından nasiplenmek ve nasiplendirmek için devam edilen amatör korolar ve bu koroların aidiyetleri konusunda.
 
Türk Müziğinin toplu icra geleneğini geçmişten geleceğe aktarmakta en büyük görev, Kültür Bakanlığı bünyesindeki profesyonel korolar ile tarihleri neredeyse yüz yıla dayanan eğitim derneği korolarınındır.
 
Amatör korolar da tabanda bu misyonun önemli birer parçasıdır.
Sayıları çok fazla olduğu için geniş kitlelere ulaşır ve bu kültüre hizmet ederler.
Üstlendikleri görevin bilincinde olan ve hakkıyla yerine getiren amatör koroları ve şeflerini yürekten tebrik ediyor ve alkışlıyoruz.
 
Bununla birlikte; sanat umurunda olmayıp gereken titizliği göstermeyenlerin sayısı da az değil ne yazık ki!..
“Ama biz amatörüz” ün arkasına sığınarak yaptıkları saygısızlıklar aldı başını gidiyor.
 
Dinleyici, her türlü maddi manevi fedakarlıkta bulunarak konser salonlarını doldurur.
Bu yüzden de, hem icranın en iyisine hem de saygının en büyüğüne layıktır.

Ama gelin görün ki; konser esnasında ciddiyetten uzak koristler; ayakkabısını çıkaranlar, su şişesini tepesine dikenler, ceketinin düğmesini iliklemeye bile tenezzül etmeyenler mi dersiniz!..
Dinleyiciyi sanatıyla coşturamadığı için, sahnede bir o yana bir bu yana koşturarak coşturmaya çalışan şefler mi dersiniz!.
İcra ettiği müziğin hakkını verdiğinden şüphesi olduğu için başka sanat dallarından, genellikle de dans gösterilerinden destek alınan konserler mi dersiniz!.  
Koro konseri” deyip de, sekiz-on solo icrası ile koral bütünlüğü hiçe sayanlar.. dolayısıyla da detone/sürtone soloların gırla gittiği konserler mi dersiniz!.
Hele hele; bırakın müzik bilgisini, “müzik kulağı” olmadığı halde koro çalıştırmaya kalkışanların veya kalkıştırılanların acınacak halleri mi dersiniz!.
Tüm bunları yapanlar, müzik dinleyicisinin hoşgörüsünün sınırsız olduğunu iyi bilir ve sonuna kadar da istismar ederler.
 
“Nasıl olsa alkışlanıyoruz” avuntusuyla, Türk Müziğini hızla yozlaştırdıklarının farkında değiller.. ya da yozlaşma umurlarında değildir.
 
Her amatör koro şefi ve her amatör koro üyesi, Türk Müziğinin en ciddi ve en doğru icra edildiği Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosunun konserlerini en azından bir kere mutlaka izlemelidir.
Amatör korolardan elbette ki böylesine bir profesyonellik kimse beklemez.
Ama aidiyetlerinin en tepedeki temsilcisi olan koronun icrası ve görsel disiplini hakkında mutlaka fikir sahibi olmalılar.
 
Her eğitimcinin yetkinlik denetiminden geçmesinin zorunlu olduğu gibi, amatör koro şefleri için de bir denetim mekanizması oluşturulması konusu, Kültür Bakanlığının ilgili birimlerinin gündeminde kesinlikle yerini almalıdır artık.
Aksi halde konserler gittikçe komedi gösterilerine dönüşecektir.
Elbette isteyen istediği gösteriyi yapabilir ama “Türk Müziği Konseri” adını kullanarak değil!.
 
Gelecek nesillere “adıyla soyadıyla” yani öz kimliğiyle bir Türk Müziği bırakılacaksa, sorumluluk bu muhteşem kültürün idrakinde olan herkesin sırtındadır.. profesyonel amatör fark etmez.
 
Bir çift sözüm de; bazı konser veya etkinliklerde ya da turistik mekanlarda bir-iki kişiyi semazen kıyafetiyle sahneye çıkartıp döndürenlere var;
 “O yaptırdığınız sema ayini olmuyor. Bırakın o da ait olduğu yerde, Mevlevi Ayinlerinde icra edilsin. Siz kendi işinizle uğraşın”
 
Unesco’nun “Dünya Kültür Mirası Başyapıtı” ilan ettiği Mevlevi Sema Ayininden bölük pörçük parçalar alıp gösteri malzemesi yapmak hiç kimsenin haddine değildir.