Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Antalyalı avukat gözyaşları içinde uyardı: "Korona beni kızımdan koparacaktı, bu hastalık gerçek, toplumu yanıltmasınlar"

Antalya'da 25 gün ünce koronaya yakalanıp 8 gün boyunca entübe edildikten sonra yoğun bakımdan çıkan Avukat Yaşar Topal, hasta yatağında gözyaşları içinde yaşadıklarını...

Antalyalı avukat gözyaşları içinde uyardı: "Korona beni kızımdan koparacaktı, bu hastalık gerçek, toplumu yanıltmasınlar"
09 Mayıs 2021 - 11:21 - Güncelleme: 09 Mayıs 2021 - 11:23
Antalya'da 25 gün ünce koronaya yakalanıp 8 gün boyunca entübe edildikten sonra yoğun bakımdan çıkan Avukat Yaşar Topal, hasta yatağında gözyaşları içinde yaşadıklarını anlattı. Topal, "Beni kızımdan koparacaktı, bu hastalık gerçek. Hastalığa inanmayanlara çok kızıyorum, toplumu yanıltmasınlar, bu hastalık gerçek. Hayattaki sevdiklerinden kopartıyor bu hastalık" dedi.

Serik ilçesinde avukatlık yaptığı ofisinde tüm tedbirlerine rağmen müvekkillerinden virüs kapan ve sekreteriyle birlikte tedavi görmeye başlayan Yaşar Topal, Antalya'da özel bir hastanede tedavi altına alındı. Durumu ağırlaşan ve 8 gün entübe olan Topal, uzun süren tedavisinin ardından yoğun bakımdan çıkıp servise alındı. Burada takviye akupunktur tedavisi de uygulanan Yaşar Topal, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına boğuldu. Askerliğini komando olarak yaptığını ve komanda askerine bir şey olmaz diye düşündüğünü belirten Topal, "Hiçbir terörist beni alt edemedi, bekledim gelmediler ama korona sinsi bir şekilde geldi" dedi.



"Çok dikkat ediyordum ama sinsice geldi"

Hastalığı süresince 8 gün yoğun bakımda entübe pozisyonunda kaldığını anlatan Topal, "Serik'te avukatlık yapıyorum. Ofisimde bütün hijyen kurallarını uyguluyorum hastalık başladı başlayalı. Müvekkillerimi maskesiz ve dezenfektan kullanmadan içeri almıyorum. Buna rağmen bulaştı, sekreterimle beraber aynı anda korona olduk. 25 gün önce yakalandım bu hastalığa. Çok hızlı gelişti. Ben askerliğimi komando olarak yaptım. Ben dedim ki bu korona komandoyu yenemez. Çünkü Şemdinli, Aktütün, Bayraktepe'de görev yaptım. Hiçbir terörist beni alt edemedi, bekledim gelmediler ama korona sinsi bir şekilde geldi. Gözümle göremedim, göremediğim düşmanı imha edemedim. Beni tuş etti, sonra hastaneye müracaat ettim ve yoğun bakıma düştüm, entübe pozisyonuna düştüm ve 8 gün yoğun bakımda yattım. Daha önce 2014 yılında beynimde pıhtı atmıştı. Doktor Nazire hanım var, aile hekimim, akupunktur uzmanı o geldi. Yoğun bakım servisinde destek uyguladı. İyileşme sürecimi hızlandırdı ve bu şekilde hastalığımı hızlı bir şekilde atlattım" dedi.



"Beni kızımdan koparacaktı"

Gözyaşları içinde "Kızımı neredeyse babasız bırakacaktım" diyen Topal, "Benim 2 yaşında bebeğim var. 15 gündür iki gözü iki çeşme. Ben neredeyse kızımı babasız bırakacaktım. Benim kızım 15 gündür gözyaşı döküyor. Bu hastalık beni kızımdan koparacaktı. Doktorlarım sayesinde sağ olsun hastalıktan kurtuldum. Kızıma kavuşacağım. Hastalığa inanmayanlara çok kızıyorum, toplumu yanıltmasınlar, bu hastalık gerçek. Hayattaki sevdiklerinden kopartıyor bu hastalık" diye konuştu.

Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse'ye de hastalık süresince arayıp ilgilendikleri için teşekkür eden Avukat Topal, "Hastalığa yakalandığım süreçten itibaren çok yoğun dünya gündeminin içinde sayın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Antalya Milletvekilimiz Mustafa Köse an be an rahatsızlığımı kontrol ettiler ve ilgilendiler. İkisi de benim kahramanım, benim hayat bulmamda doktorlar kadar katkısı var, çok seviyorum onları" dedi.

Akupunktur uzmanı Doktor Nazire İlyas ise, "Akupunktur hastamıza ilk önce psikolojik destek oldu. İçi rahatladı, ilgi ve destek gördü. Ondan sonra daha hızlı cevap vermeye başladı. Akupunktur yaptığımız zaman bütün hücrelere ve her bölgeye hızlı bir şekilde destek oldu. Oksijen yardımıyla vücut aldığı bütün ilaçlarla birlikte her türlü müdahaleye cevap verdi. En büyük destek bu oldu ve vücut dengeye geldi. Bütün organlar birlikte çalışmaya başladı ve bu hastalıktan kurtuldu" dedi.

Özel hastanenin Başhekim Yardımcısı Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Mehmet Akdoğan da, "Yaşar bey bize yoğun bakımdan servise indiğinde entübasyon sınırındaydı. Yani solunumu kendi edemediği için solunum cihazı dediğimiz entübasyon ağızdan akciğer nefes üzerinden solunum sağlayan bir makinaya bağlamak üzereydik. Bunda Sağlık Bakanlığımızın çok güncel tedavi şemaları var. Biz oradaki algoritmaya göre hareket ederek, hastamızın da olağanüstü uyumu sayesinde entübasyon ihtiyacı olmadan tedaviye başladık. Günün her saati ve dakikası hastamızın hastalığını takip ediyoruz. Yaşar beye de ara ara maske basınçlı solunum cihazı yardımıyla oksijen vererek, zaman zaman da yüksek akım oksijen tedavisini yaparak tedaviyi takip ettik. İlerleyen günlerde hastamızın solunum egzersizlerine uyumu, ardından kendisinin daha önce uygulamış olduğu akupunktur tedavisinin katkı sağlayabileceğini düşünerek doktor Nazire hanımı hastanemize davet ettik. Tamamlayıcı bir yöntem olarak hastamızın inancını arttırarak hastalığı atlatmasını sağladık" diye konuştu.
İHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum